Kategori Arşivi: Ödev

Nis 12

Madde Nedir

Madde Hakkında Bilgi

Boşlukta yer kaplayan ve ağırlığı olan her şey. Bu tarif genel bir nitelik taşır. Mesela üzerinde yaşadığımız yer küresi, hava, su, taş, toprak, vs. maddedirler. Maddenin şekil almış haline cisim denir. Şişe, bardak, pencere camı, ayrı ayrı birer cisimdir. Fakat hepsi cam maddesinden yapılmıştırmadde

Etrafımızda gördüğümüz bütün maddeler, genellikle saf değil, birer karışımdır. Mesela içtiğimiz su, homojen olduğu, her tarafı aynı göründüğü halde, içinde az da olsa tuzlar ve hava ihtiva eder. O halde bir karışımdır. Karışımların belirli özellikleri yoktur. Yalnız bir maddeye saf madde denir. Saf maddenin belirli özellikleri vardır ve bu özellikleri hiç değişmez. Tam saf madde yok gibidir. Bir madde içinde bulunan yabancı maddeler, kimya usulleri ile anlaşılmayacak kadar az olunca, bu maddeye, saf diyoruz. Saf süt demek, kimya bakımından doğru bir söz değildir. Çünkü süt belli özellikler taşıyan tek bir madde değildir.

Maddede daima değişiklikler olduğunu bilmekteyiz. Maddede meydana gelen değişikliklere olay denir. Bu ise genel olarak fiziksel ve kimyasal olmak üzere ikiye ayrılır:

Fiziksel olay: Bir madde üzerinde meydana geldiği vakit, o maddenin hüviyetini, yapısını değiştirmeyen olaydır. Mesela kağıdın yırtılması, fiziki bir olaydır. Çünkü kağıdın şekli değişmiş fakat özü yine kağıttır.

Kimyasal olay: Bir madde üzerinde meydana geldiği vakit, o maddenin hüviyet ve yapısını değiştiren olaydır. Mesela kağıdın yanması gibi.

Atomların çekirdeklerinde değişmeler, parçalanmalar olduğu, radyoaktif denilen elementlerden anlaşılmaktadır. Atomların ortasında bulunan çekirdeklerin bu parçalanmasında, bir elementin başka bir elemente dönüştüğü anlaşılmıştır. Ayrıca, Albert Einstein’in relativite teorisine göre madde ve enerji birbirine eşdeğerdir. Bu sebeple madde enerjiye, enerji de maddeye dönüştürülebilir. Mesela bir uranyum çekirdeğinin veya başka bir ağır atom çekirdeğinin ikiye ayrılmasıyla meydana gelen çekirdek bölünmesinde madde enerjiye dönüşür. Bileşik cisimlerde olduğu gibi, elementler de hep değişmekte, bir halden başka hale dönmektedir. Canlı cansız her madde değişmekte, yani eskisi yok olup, yenisi var olmaktadır. Bugün var olan her canlı, (her bitki, her hayvan) önce yok idi. Başka canlılar vardı. Bir zaman sonra da, şimdiki canlılardan hiçbiri kalmayacak, başka canlılar var olacaktır. Cansız her varlık, mesela bir element olan demir veya birkaç cisim karışımı olan taş, kemik, bütün maddeler, bütün zerreler hep değişmektedir. Yani eskileri yok olmakta ve başkaları var olmaktadır. Yeni meydana gelen madde ile, yok olan maddenin özellikleri

Nis 07

Atatürkçülük Nedir

Atatürkçülük Nedir

Atatürkçülük;Türk Milleti’nin bugün ve gelecekte tam bağımsızlığa,huzur ve refaha sahip olması,devletin millet egemenliği esasına dayandırılması,aklın ve ilmin rehberliğinde Türk kültürünün çağdaş uygarlık düzeyi üzerine çıkarılması amacıyla temel esasları yine Atatürk tarafından belirtilen devlet hayatına,fikir hayatına ve ekonomik hayata,toplumun temel müesseselerine ilişkin gerçekçi fikirlere ve ilkelere Atatürkçülük denir.

 

Atatürkçülük;emperyalizmin düşmanıdır,anti-emperyalisttir.Tam bağımsız Türkiye’den yanadır.Özgürlükçüdür.İnsan hakları savunucusudur.Her türlü terörün karşısındadır.Yobazların,vurguncuların,çıkarcıların düşmanıdır.

 

Atatürkçülük;yirminci yüzyılın yüz akı,ulusal direnişlerin temelindeki “tam bağımsızlık” harcıdır.

 

Atatürkçülük;ulusal bağımsızlık demektir,ulusal kurtuluş demektir,anti-emperyalist bilinç demektik.

 

Atatürkçülük;aşırı sağa veya aşırı sola ödün vermeyen,kişi haysiyet ve onuruna inanan,ulusal,akılcı ve insancıl bir görüştür.

 

Atatürkçülük;Atatürk’ü bütün yönleri ve eserleriyle tanımak,sevmek,benimsemek,tanıtmaya ve sevdirmeye çalışmaktır.Başka bir ifadeyle Atatürk’ün ideolojisini,ülkü ve eserlerini eksiksiz öğrenip tam olarak gerçekleştirmek,yüceltmek ve aynı yoldan Türk Ulusu’nu Çağdaş Uygarlık Düzeyine ulaştırmak için çalışmaktır.

 

Atatürkçülük;siyasi bir öğreti değil,bir dünya görüşüdür.Türkiye’nin ve Türk Ulusu’nun gerçeklerine,gereksinimlerine ve yeteneklerine en uygun gelen,denenmiş başarılı sonuçları alınan bir öğretidir.

 

Atatürkçülük;herhangi bir siyasal akım yada ideoloji ile açıklanamaz.Atatürkçülük,Türk halkının ve Türk yurdunun tabiatından,tarihinden doğmuştur.

 

Atatürkçülük;Türkiye’nin gerçeklerinden doğmuş bir düşünce sistemidir.Türk Milleti’nin iradesiyle oluşmuş,tarihi bir gelişmenin ürünüdür.Atatürkçülük,her şeyden önce millete haklarını tanıma ve tanıtmadır;millet egemenliğinin ifadesidir.Atatürkçülük bir kurtuluştur,milletçe bağımsızlığa kavuşmadır.Atatürkçülük,modern bir toplum hayatı yaşama demektir.

 

Atatürkçülük;halkçılık,laiklik,cumhuriyetçilik,devrimcilik,devletçilik,ve milliyetçilik olmanın ötesinde,değişen nesnel koşullar karşısında,bu ilkeler çerçevesinde sürekli tutumlar takınmaktır.Atatürkçülük,kesinlikle salt ileriye açık bir ideolojidir.

 

Atatürkçülüğü yorumlarken bazı farklı noktalara varılabilmesi olasıdır.Ancak Atatürkçülükte olmayan şey,tutuculuk ve statükoculuktur.Atatürk’ün düşünceleri nesilden nesile aktarılacak bir put değil;yönlendirici bir dünya görüşü ve dünyanın dinamik bir yorumudur.Acaba günümüz “Atatürkçü”lerinden kaç tanesi 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’i Samsun’da karşılamaya giderdi?Kaç tanesi O’nun peşinden Ankara’ya gelirdi?Ve acaba kaç tanesi Galata Köprüsü’nde müttefiklere alkış tutardı?

 

“Yöneticilerin kişilikleri çoğu kez,siyasal düzenin niteliğine bağlıdır.Eğer bir toplum,ulusal kurtuluş savaşı yaşamışsa,bu toplumda yöneticilerin kişilikleri ulusal kurtuluş hamuru ile yoğrulmuş demektir.Bu kişilikler ulusal bilince dayanır.Her eylem,her davranış,bu ulusal bilinç ile şekillenir.Mustafa Kemal,bu tür kişilerin örneğidir.Mustafa Kemal’i Atatürk yapan bu ulusal onur ve ulusal bilinçtir.Bunun içindir ki,Mustafa Kemalcilik ulusal onur,Atatürkçülük ise ulusal bilinç demektir.

Nis 05

Ömer Seyfettinin Hayatı Kısaca

Ömer Seyfettinin Hayatı

Ömer Seyfettin 11 Mart 1884 Gönen Balıkesir doğumlu Türk edebiyatının önde gelen hikâye yazarlarındandır. Asker, şair ve güçlü bir edebi yeteneği olan bir öğretmendir. Türk kısa hikâyeciliğinin kurucu ismidir.Ömer Seyfettin Ayrıca edebiyatta Türkçülük akımının kurucularındandır. Türkçe’de sadeleşmenin savunucusudur. Ömer Seyfettin Kısa ömrüne pek çok sayıda eser sığdırmıştır.

Ömer Seyfettin 1884 yılında Gönen’de (Balıkesir) doğdu. Yüzbaşı Ömer Şevki Bey’le, Fatma Hanım’ın ikisi küçük yaşlarda ölen dört çocuğundan birisidir.

Ömer Seyfettin, mezuniyetten sonra piyade asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik’te bulunan Üçüncü Ordu’nun İzmir Redif Tümeni’ne bağlı Kuşadası Redif Taburu’na tayin edildi. 1906’da İzmir Jandarma Okulu’na öğretmen olarak atanmıştır.

Ömer Seyfettin 1913’te esareti bitince İstanbul’a döndü. 23 Ocak 1913’te Enver Paşa’nın organize ettiği Babıali Baskını’na katıldı. Daha sonra askerlikten ayrıldı, yazarlık ve öğretmenlikle hayatını kazanmaya başladı. Türk Sözü dergisinin başyazarlığına getirildi ve burada Türkçü düşüncenin sözcülüğünü yapan yazılar yazdı.

Ömer Seyfettin 1914 yılında Kabataş Sultanisi’nde öğretmenlik görevine başladı ve bu görevini ölümüne kadar sürdürdü.

1915’te İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenlerinden Doktor Besim Ethem Bey’in kızı Calibe Hanım’la evlenmiştir. Bu evlilik Güner isimli bir kız çocuğuna rağmen bozulunca tekrar yalnızlığına döndü.

Ömer Seyfettin 1917’den ölüm tarihi olan 6 Mart 1920’ye kadar geçen zaman birçok acı ve sıkıntıya rağmen verimli bir hikâyecilik dönemini içine alır.Ömer Seyfettin Hastalığı 25 Şubat 1920’de artınca yazar, 4 Mart’ta hastahaneye kaldırıldı. 6 Mart 1920’de hayata gözlerini yummuştur.